Kukla Dünyası Yazdır e-Posta

Derleyenler: Alin Arslan - Estel Lita Russo

Kuklalar... Basit malzemelerle yapılan kimi çok basit kimiyse mühendislik harikası olan objeler... Kuklalar kimin elindeyse onun ruhuyla, duygularıyla hareket eden cana gelen, rezilin elinde rezil, vezirin elinde vezir olan, güldüren, ağlatan, alay eden seven varlıklar...

Kukla deyince kiminin aklına pinokyo, kiminin aklına Kermit kiminin de kuklaların yüzkarası Chuky gelir. İşte bu kadar renkli ve çeşitlidirler...

Gelin kukla tiplerine bir göz atalım...

El Kuklaları ve Parmak Kuklaları

El kuklaları, kol kuklaları ve parmak kuklaları, çoraptan yapılan en basit versiyonlarından tutun da, vantrologların kucaklarına oturtup ağız ve çene bölgelerini tek elleriyle oynattıkları tiplere kadar çok çeşitlidir. Günümüzdeki en tanınmış el kuklaları ünlü kukla tasarımcısı olan Jim Hanson'un Muppet Show kuklalarıdır...

Çubuklu Kuklalar (Wayang Goleg Kuklaları)

Çubuklu kuklalar aşağıdan idare edilen ama ayakları da olan kuklalardır. Endonezya adalarında yaygın olarak oynatılan geleneksel "wayang golek" kuklaları bunlara örnektir.

İpli Kuklalar (Marionette)

İpli kuklalar, iple kontrol edilen Fransızca bir kelime olan ‘marionette' de denilen kuklalardır. İki elinde kuklaya bağlı çıtalar olan oynatıcı, bunları ustaca hareket ettirerek kuklalarını her şekle sokabilir.

İşte Amerikalı bir kuklacı olan ve çok yaratıcı ve inovatif kuklalar üreten Scott Land'in çalışmalarından bazı örnekler...

Gölge Oyunu Kuklaları

Gölge Oyunu Kuklaları, deri ya da başka bir mat malzemeden yapılan iki boyutlu kuklalardır, arkalarına sabitlenen çubuklarla, yarı geçirgen bir ekranın arkasında hareket ettirilirler. Karagöz ve Hacivat aklımıza ilk gelecek örnek olsa da, Çin gölge oyunu kuklaları da meşhurdur.

Siyah Işık Kuklaları (Bunraku)

Siyah Işık Kuklaları Sadece kuklaların göründüğü, oynatan kişilerin ise siyah giysileri nedeniyle izleyiciler tarafındanfark edilmediği, karartılmış sahnede oynatılan kuklalardır. En ünlüleri de, Japon "Bunraku" kuklalarıdır.

Su Kuklaları

Kökenleri Vietnam'a dayanan Su kuklaları tahtadan yapılır. Sahne olarak havuz kullanılır. Su altında gizlenen uzun çubuklarla idare edilirler.

Stop Motion Kuklaları

Film hazırlamaya yarayan stop motion kuklaları son teknoloji ile yapılırlar. Bu kuklaların hareket edebilmesi için ardarda fotograflar çekilir, fotografların bilgisayara aktarılıp filme dönüştürülmesi sonucunda da kukla hareket eder. Aynı çizgi filmlerde resimlerle yapıldığı gibi...

Size güzel bir stop motion kukla filmi izletmek istiyoruz. Bu eser Franz Kafka'nın Gemeinschaft'ından (cemiyet-cemaat) uyarlanmış ve tasarımcısı Özlem Akın'a Altın Portakal ödülünü getirmiştir....... Kafka topluluğu ve topluluğa girmeye çalışan "öteki"ni irdeliyor. Bakalım size neler düşündürecek...

Işık Kuklaları

Ve yeni yeni populer olan ışık kuklaları, karanlık bir ortamda fosforlu görünümlü kuklalarla hazırlanan gösterilerdir.

Bunlar oynatma tekniği olarak Bunraku kuklalarını andırsa da renkleri çok daha canlıdır ve türleri birçok kukla türünden esinlenmiştir.

KUKLANIN TARİHÇESİ

Kuklanın tarihçesi neredeyse insanlığın tarihi kadar eski.

Yüzyıllar öncesinde dini lider ‘shaman' dini hikayeleri gölgelerle mağara duvarlarında sahnelerdi. Hayvan kafatasları, çene kemiklerinin hareket ettirilmesiyle ilkel ilahilerde, dinsel şarkılarda hayat bulurdu. İlk kukla örneklerinin bunlar olduğunu düşünebiliriz.

Hemen her kültürde kuklanın bir türüne mutlaka rastlıyoruz. Milattan önceki dönemlere gittiğimizde kuklanın genellikle dinsel ritüellerde ve kutlamalarda kullanıldığını görüyoruz. İlk kuklalar erkekler tarafından kullanılıyor ve çoğu zaman insanlarla birlikte gömülüyorlardı..

İlerleyen yüzyıllarda gelişen göçler sayesinde değişik kültürlerin, uygarlıkların ve dinlerin kaynaşmasıyla kukla çeşitleri de arttı ve birçok ülkede bir sanat ve eğlence etkinliği olarak ortaya çıktı.

Kuklacıların uygarlıklardaki yeri çok önemliydi. Onlar toplumların en önemli rütbesindeydiler!

HİNDİSTAN

Kuklayla ilgili en eski yazılı belge eski Hindistan'a uzanır. O dönemlerde insanlar dini inançları sebebiyle canlandırma (rol) yapamazlardı. Bu sebepten dolayı kuklacı sahnenin gerisinde kalır ve ortaya çıkmazdı. Eski Hintlilerin inanışına göre kişi eğer başkasının rolünde oynarsa kendi ölümünü çağırırdı...

M.Ö. 200'lerde Sanskritçe yazılmış eski bir epik şiir olan Mahabarata ve daha sonra yazılmış olan Ramayana destanları da o dönemlerde kuklalarla sahnelenmiştir. Ramayana destanı, Kosala krallığının prensi olan Rama'nın hikayesini anlatır. Rama kral olmasını istemeyen üvey annesi tarafından ormana sürülür, ancak 14 yıl sonra ülkesine döner ve kral olur. İşte bu destanın kuklalarla anlatımından bir kesit...

YUNANİSTAN

Eski Yunan edebiyatında birçok yazar marionetlerden bahseder. Ünlü yazar Xenophan (Zinafon), Yunan lideri Kalias'ın evine gelen gezgin bir kukla ustası hakkında bir hikaye anlatır. Kukla ustası gösteri yaptığı evde bütün konukların ilgisini üzerine çekmiştir. Ancak bir konuk kukla gösterisiyle hiç ilgilenmemektedir, işte o konuk ünlü filozof Sokrat'tır.

Sokrat kuklalarla ilgilenmez, ancak, MÖ 4. Yüzyılda Aristo kukla oynatmanın felsefi boyutuna çok önem verir....

Aristoya göre insanın marionetleri kontrolü, insanın dünyayı kontrolüne benzer...Daha sonra da birçok Yunan düşünürü marionetleri insanla, insanı da marionetlerle karşılaştırırlar

Adı günümüze kadar gelmiş ilk kukla sanatçısı ise, Yunan tiyatro sahnesi Dyonasos'da da gösteri yapan kuklacı Pathionas'dır

AVRUPA

Roma İmparatorluğu yıkılmaya başladığı sıralarda dünyada Hıristiyanlık yayılmaktadır. Hristiyanlığın sahne sanatlarına karşı olması sebebiyle tiyatronun kalitesi de kötüleşir. 5. Yüzyıla gelindiğinde tiyatro sanatçıları kilise mensupları tarafından saldırıya uğramaya başlarlar. Bu nedenle sanatçılar şehir dışına göç edip gösterilerine buralarda devam ederler. Çoğu kuklacı Avrupa'nın değişik yerlerine dağılır... Karanlık çağlarda kuklanın ve diğer tiyatro dallarının da yaşamasını sağlayan bu gezgin gruplardır.

Ortaçağ'da Hristiyan kilisesi öğretilerini halka aktarmak için kuklalardan faydalanır.

14. ve 15. yüzyıllarda kukla gösterilerine mizah unsuru eklenir. Sokaklar ve fuarlarda oynatılan kuklalar halkın en büyük eğlencelerinden biri olur. 16. yüzyılda kuklacılık Avrupa'nın her yerine yayılır. İpli kukla operaları çok popüler olur.

17. yüzyılda Avrupa'da el kuklaları da yaygınlaşır. Sanatçılar, kullanması ipli olanlardan daha kolay olan bu kuklaları taşınabilir küçük sahnelerde sergilemeye başlarlar. Bu dönemde kukla sahnelerinde politik konulara sıkça yer verilir.

Kukla, 2. Dünya savaşında bile insanlara moral vermeye devam etmektedir... Holokost zamanında kukla, telaffuz bile edilemeyecek korkunçluklar sırasında insanların morallerini yüksek tutmalarına yardımcı olur.

Sayısız yazar, sanatçı ve müzisyenin bulunduğu Terezin Kampında çocuklar bayramları kukla yardımıyla kutlarlar. Kukla sanatı oradakilerin medeni dünyayı hatırlamalarına yardımcı olur, Hitlere ve Nazilere karşı, hiciv ve alay dolu, başkaldırıcı bir haykırış dile getirmelerini sağlar. Sadece bu gösterilerin sahneye konması bile bir başkaldırıdır, çünkü cezası ölümdür.

Bu arada, ironiye bakın ki, Yahudiler gizlice kukla gösterilerini yapmaya çalışırken, Naziler aynı kampta -sadece Kızılhaç'a göstermek için- hiçbir zaman kullanmayacakları çok güzel bir kukla tiyatrosu inşa etmişlerdir...

AFRİKA

Afrika'da kukla, hareket halinde bir sanattır. Müzik ve dans eşliğinde maskeli insanlar kukla görevini üstlenmişlerdir. Bu yaşayan sanat dalı gösterilerde, eğitimde, dinde, kutlamalarda, kısaca hayatın her noktasındadır.

Afrika'da kukla sadece eğlence amacıyla kullanılmaz. Kabile üyelerinin topluma ters düşen, normalde dile getirmeleri yasak olan fikirlerini eleştiri almadan ifade etmelerine olanak verir.

AMERİKA

Avrupalı'ların yerleşmelerinden çok önce Amerika'da kukla vardı. İlk kuklacılar kızılderililerdi. Kuzey ve Güney Batı Kızılderililerin kullandığı ipli kuklalar maskelerden geliştirilmişti.

Yerlilerin dışında 18. ve 19. Yüzyılda Amerika'ya gelen göçmenler de Avrupa'dan ve Doğu'dan kendi kukla sanatlarını beraberlerinde getirmişlerdir.

Amerika günümüzde kukla sanatında çok iyi bir yere geldi. Daha önce de bahsettiğimiz Scott Land, Amerikanın yetiştirdiği en büyük kukla sanatçılarından biri...

Scott Land İstanbul'daki Kukla Festivalinde de gösteriler yapan, sıcakkanlı, bildiklerini bizlere de aktarmayı seven bir kuklacı.

Şimdi Scott'un son gösterisinin bir kısmını izleyelim ve Marionette tipi kuklanın nerelere geldiğini görelim...

OSMANLI

Osmanlıda da 1400'lerde sokak sanatçıları ve hokkabazlarla birlikte gölge oyunları da popüler olmaya başlar. Karagöz ve Hacivat özel günlerin, bayramların ve tüm eğlencelerin en sevilen eğlenceleri olur.

O kadar eskilerden kayıt bulamasak da 1980'den bir Hacivat Karagöz gösterisi izleyebiliriz...

 

TÜRKİYE

Türkiye'de şu anda kukla yapan ve oynatan sınırlı sayıda kukla sanatçısı bulunmaktadır. İzmir Kukla Günleri ve İstanbul Kukla Festivali gibi etkinlikler; Türkiye çapında çok büyük organizasyonlar gerçekleştirerek yabancı ve yerli sanatçıları ülkemizde buluşturup Türk insanına kukla sanatını yeniden tanıtmaya sevdirmeye çalışmaktadır.

İşte İzmir Kukla Günleri Sokak Sanatları Atölyesi Gösterisi...

KUKLACI VE KUKLALARI

Çoraptan, ipten, kumaştan, paçavradan, çubuklardan, hayvan postlarından, polardan, kaşıktan, tabaktan, kağıttan, ahşaptan, strafordan... ve daha bir sürü malzemeden yapılan çeşit çeşit kuklalar... Hepsi birer basit nesne aslında ama insanın elinden hayat buluyorlar!

Kuklacı, kuklasını hayata getirirken oymacı, oluyor, mühendis oluyor, terzi ve kuaför oluyor... Kuklalarını oynarken de binbir karakteri canlandırmanın tadına varıyor...